Köşe YazılarıSağlık & Psikoloji

Sudaki mucize ve yaşam (3)

Şimdi sen, “su” olduğunu düşün

Su kadar özel, su kadar faydalı ve su kadar çok, tükenmez

İnanıyorum ki gerçekten de öylesin

Ama ister çeşmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak

Dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın

Yani seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın

Unutma,; daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin

Gürültünün parçası olursun sadece

Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir

Çünkü “Su nasılsa burada, lüzum yok ki kana kana içmeye” diye düşünürler

Aynen, sesini sürekli duyanların seni dinlemedikleri gibi

Ormandaki hiçbir hayvan, ırmağın gürültüler koparan yerinden

Su içmeye çalışmadı şimdiye kadar

Hepsi, hep sabahın en sakin anını bekledi

Suyun durgun yerlerini bulabilmek için gittiler ve sakin sakin içtiler

Onlar için en uygun olan ve kendi istedikleri zamanda

Sen, hep bir “su” olduğunu düşün

Su gibi güzel, su gibi yararlı, su gibi vazgeçilmez

Ve su gibi hayat kaynağı olduğunu düşün

Ama su gibi yaşatıcı ol

Su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil

Sen bir “su” ol

Ama rahmet ol; afet değil

Su isen tarlalarını basma insanların

Yuvalarını yıkma, ocaklarını söndürme

Sana, felaket denmesin

Su isen, bir bardağa sığabil ki; damarlara giresin

Su; yüce Tanrı’nın insanlar için yarattığı en büyük nimetlerden biridir

Ve suya benzediğini unutma

Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi faydalı, su gibi lüzumlu

Ve su gibi bitmez tükenmez olduğunu da unutma

Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi

Su gibi de kıyametler koparıcı olabileceğini unutma

Unutma; senin işin rahmet olmak, afet değil

Vadiler varken önünde ve ovalar varken yayılabileceğin

Küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan

Hayat verirsin çevrene

Ve yaşayabilirsin Dünya dönmesine devam ettiği müddetçe

Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen, korkulan ve kaçılan olursun

Seller, afetler gibi

Tercih elindeydi hep ve hep de senin ellerinde olacak

Ya tutmayı öğreneceksin dilini veya hiç durmadan konuştuğun için

Sadece bomboş ve anlamsız sesler çıkartan birisi olduğunu zannettireceksin

Çevrendeki insanlara

Ama yapman gereken şu değil mi?

Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini

Düşüneceksin kimin dinleyip dinlemediğini, kimin anlayıp anlamadığını

Düşüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini

Hatta anlayanların anladıklarının da senin anlattıklarının

Ne kadarı olduğunu düşüneceksin

Ve konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek

En az ama en uygun kelimeleri seçmeye çalışacaksın

Ahmak olmayan yolcuların

Önceden aldıkları biletleri ceplerinde olduğu halde, saatlerini kontrol ederek

Vakit yaklaştığında, vapurun kalkacağı iskelede hazır olmaları gibi

Sen de fikrini bildireceğin kişinin, kıyıya yanaşmasını bekleyeceksin

Demeyeceksin: Ben canım isteyince giderim iskeleye

Vapur da o saniyede gelmek zorunda

Demeyeceksin: Ben aklıma geleni aklıma geldiği biçimde söylerim

Karşımdaki de değil duymak, değil dinlemek,

Anlattığımdan bile fazlasını anlamak zorunda

Keşke öyle olsaydı

Keşke haklı olsaydın ama maalesef değil

Ağzını açıp şelaleden dökülen suyu içmeye çalışan bir tavşan gördün mü hiç?

Veya önüne çıkan ağaçları dahi sürükleyen bir selden

Susuzluk gidermeye uğraşan bir ceylan gördün mü?

Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler

Hadi

Sen şimdi “su“ olduğunu düşün ve kendini “su” gibi hisset

SU gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı

SU gibi hayat kaynağı ve su gibi bitmez tükenmez olduğunu hatırla

Ama yine su gibi bir küçük bardağın içine sığdır ki kendini

Girebilmeyi öğren insanların damarlarına

Hayat ver

Vazgeçilmez ol

(Mevlana)