Hanri Benazus
Hanri Benazus: “Ben bir derviş hayatı seçmişim kendime”
Çocukluğunu 1960-80 arasında geçirmiş nice şehir insanının mönüsünde bir tavuk ve yumurta markasıydı, Yupi. Şayet alışveriş marketten yapılıyor ve paketli ürün tercih ediliyorsa, illaki o alınacaktı. Oysa Yupi’den açılan kapı, yalnızca bir markayı ifade etmeyecekti. Dara düşmüş firmayı devredince kendine ait olmayan borçları ödemek için tüm mal varlığını satıp zamanında yapımına katkıda bulunduğu huzurevine yerleşen; sonra sekiz yıl kaçak yaşayan bir derviş, yani Hanri Benazus vardı, o markanın arkasında. Atatürk’ün leblebilerini yiyen çocuktu; büyüdü, Atatürk’ü araştırdı, yazdı, konuştu… 65’inde bulduğu son aşkıyla kaçak yıllarında Toroslar senin Karadeniz benim gezen; ka^h Şaman Türklerinden ka^h 105 yaşında bir adamdan edindiği birikimlerle araştıran; Atatürk’ün binlerce orijinal fotoğrafını ve Çanakkale Savaşı’nın belleğini dünyanın dört yanından toplayıp Türkiye’ye bir arşiv hediye eden adam oldu. Fikirlerini paylaşsın diye ülkenin her yanından davetler alıyor. Yılın ancak 40-50 gününde programı yok. Eşiyle birlikte halen yerleşik bir hayatları ve kendilerine ait bir evleri bulunmuyor. Çünkü Benazus, para kaybetmişti ama insan biriktirmişti. Çünkü ömrünü, değerlerine adadığı bir hikaye gibi yaşayan, “Bu topluma borcum var” diyen bir adam o.

