Gündem & ToplumHaberler

Sanal Göçler

“21. Yüzyılda sanal göçler başladı”

Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen panelde “İnsan Hakları Bağlamında Göç ve Mültecilik” konusu ele alındı. 21’nci yüzyılda küresel bir hızlı yaşantı olması nedeniyle sanal göçler olduğuna dikkat çeken, at üstünde yaşayan kültürlerde göçün daha fazla yaygın olduğunu ve kabul gördüğünü belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “21’nci yüzyılda küresel bir hızlı yaşantı olduğu için şu an sanal göçler var. Günümüzde göçün formatı biraz değişti. Metaverse diye bir sanal evren var. Bilgisayarların olduğu sanal bir dünyaya herkes kendi kimliği ile girecek. Orada blok zincirlerin olduğu bir verit abanı oluşacak. Kişi orada alışveriş yapacak, sokaklarda gezecek, eğlenecek, bitcoinlerini harcayacak ve biriktirecek. Bu da bir göç. Şimdi dijital göç var. Farklı ülkelerden birbirleri ile tanışıp Türkiye’de evlenen insanlar var. Bu da teknolojinin ve hareketliliğin getirdiği bir göç. Bütün bunların sosyolojik ve psikolojik uzantıları var. Göç, insanların temel haklarını ve ruh sağlığını etkiliyor, sosyal değişimlere sebep oluyor. Böyle durumlarda doğru pozisyon alanlar, yeniliği yakalıyorlar. Yanlış pozisyon alanlar tarihin çöp sepetinde kalıyorlar.” dedi.

TİHEK Başkan Yardımcısı Yılmaz Bölükbaşı, kurum olarak insan hakları alanında yaptıkları çalışmalardan detaylı şekilde bahsetti. Ülkemizde 2021 Aralık ayı itibariyle 3 milyon 739 bin 240 Suriyelinin geçici olarak ülkemizde yaşadığını belirten Yılmaz Bölükbaşı, “Bunların yanı sıra şartlı mülteci dediğimiz veya ikinci koruma altındaki kişiler toplam 5-5.5 milyon ülkemizde yabancı göçmen bulunmaktadır.” dedi. Yılmaz Bölükbaşı, öncelikle göçmen ve mültecilerin aile birliğine ve aile yaşamına saygı çerçevesinde çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nden Doç. Dr. Arzu Güler, bir insan hakkı olarak iltica hakkını uluslararası hukuk bağlamında değerlendirdi. Doç. Dr. Arzu Güler, iltica hakkını “Zulüm karşısında başka devletlere sığınma talebinde bulunma ve sığınma olanağından yararlanma hakkı” olarak tanımlayarak iltica hakkının önündeki engellerin bağlayıcılık sorunu, iltica hakkının kime tanındığına dair belirsizlik ve iltica hakkına erişim zorluğu olarak sıraladı. Doç. Dr. Arzu Güler, “İltica devletlerin eğer isterlerse sağlayacakları bir koruma kurumudur. İltica başvurusunu kabul edip etmemek devletlerin egemenlik hakları dahilindedir.” diye konuştu.

“Dünyada 34 milyon mülteci çocuk bulunuyor”

Üsküdar Üniversitesi’nden Reyhan Elmazovska ise “Göçün Görünmeyen Yüzü: Çocuklar” başlıklı sunumunda hedef ülkeye ulaşırken transit yani geçiş ülkelerinde karşılaşılan zorluklar ve tahribatlardan en çok kadın ve çocukların etkilediğine dikkat çekti. BM verilerine göre dünyada 18 yaşından küçük korunmaya muhtaç mülteci çocuk sayısının 34 milyon olduğunu kaydeden Elmazovska, “Bu noktada darbenin en büyüğünü de kayıp ve kaybolmaya devam eden mülteci/göçmen çocukların aldığına şüphe yoktur. Yaşam, sağlık, eğitim haklarındaki ihlaller özellikle çocuk ” dedi.