HaberlerTarih & Kent Belleği

Apikam

Kadim kent İzmir, 18 yaşındaki Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi (APİKAM)

Çocukluğumun İzmir’inde ilkokula Eşrefpaşa / Bayramyeri’ndeki Halit Bey İlkokulu’nda başladım. Tabii bugünkü binasında değil eski kâgir binada. Yanlış hatırlamıyorsam üçüncü sınıfta idim. Sevgili öğretmenimiz Ayşe Perşembe, bizi o dönemin yaygın uygulaması olan kenti tanıma gezilerinin birinde İtfaiye Teşkilatı binasına götürmüştü. O binada alarm çalınca itfaiye personelinin üst katlardan kucakladıkları siyahımsı renk boyalı beton direkten kayarak girişte bulunan garajdaki araçlarına biniş tatbikatlarını izlerken müthiş etkilenmiş ve hatta bir dönem “büyüyünce itfaiyeci olacağım” diye de tutturmuştum.

İşte APİKAM, beni çocukluğumda çok etkileyen bu itfaiye binasında kurulmuştur.

İtfaiye binası, restorasyon ve Ahmet Piriştina başkan..

Böylesi önemli bir projeye duyulan ihtiyaç, merhum Başkan Ahmet Piriştina’nın 8 Şubat 2002 tarihinde itfaiye binasının restorasyonunun başlangıç töreninde yaptığı konuşmadan anlaşılmaktadır:

“İzmir’in tarihsel ve kültürel yapısıyla uyum sağlanamadığı takdirde, İzmirli olabilmek de mümkün olamadığından; kentli kimliği ve kentlilik bilinci yaratmak için kurumlar oluşturmak ivedi bir ihtiyaç haline gelmektedir. Kentli bilincinin oluşturulması ile hatırlama ve geçmiş bilgisi arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. İzmir’in yaşadığı tarihsel serüveni canlı tutacak, tarihi yapı ve mekânların tanınılırlığını artıracak, tarih içinde İzmir’deki yaşamın değişim dinamiklerini ortaya koyacak çalışmalar, geçmişle bugün arasında kurulacak tarihsel bir köprü oluşumuna ön ayak olacaktır. Böylelikle değişimin doğal ve sindirilebilir bir seyir izlemesi mümkün olacağından, İzmir’i bağlamından koparan ve geçmişine yabancılaştıran bir dönüşümün tahripkâr etkisinden koruyabilmenin ön koşulu sağlanabilecektir. Tahmin edileceği üzere, söz konusu ön koşul; yaşadığı kenti tanıyan, bilinçli ve aidiyet bağı güçlü olan İzmirlilerdir. İşte kent arşivleri ve müzeleri bu bağlamda anlam kazanmaktadır.”

İtfaiye binasının Kent Arşivi ve Müzesi olarak hizmet vermeye başlama süreci aşağıdaki şekilde gerçekleşmiştir.

İzmir, 8500 yıllık tarihi boyunca bir dizi yangın ve doğal afetle mücadele etmek durumunda kalmıştır. Kent ticaretini durma noktasına getiren, önemli ölçüde can ve mal kaybına neden olan yangınlara karşı alınan tedbirler, XIX. yüzyılın son çeyreğinden itibaren örgütlü bir yapıya dönüşmeye başlamıştır; ancak, alınan tüm önlemler, İzmir’i 1922 Eylül´ünde yaşanan büyük yangının tahribatından korumaya yetmemiştir.

Hemen not edilmelidir ki; içinde yaşadığımız yıl olan 2022 aynı zamanda Büyük Yangının da 100. Yıldönümüdür. Söz konusu dönemde yaşanan savaş ve işgal günlerinin bittiği sırada, 13 Eylül 1922’de çıkan yangın İzmir’in büyük bir bölümünü yok etmiş ve kenti yaşanmaz hale getirmiştir. Yangının kontrol altına alınması 15 Eylül’ü bulmuş, tamamen söndürülebilmesi ise; ancak, 18 Eylül günü mümkün olabilmiştir. Yapılan incelemelerde, İzmir’in 2 milyon 600 bin metre karelik yerleşim alanının yok olduğu belirlenmiştir.