Bireysel Tasarruf Rahatlatır mı?
Kişisel tasarruf planınız var mı?
Yaşadığımız ülkenin ekonomisi her geçen gün belirgin bir çoğunluk için kötüye gidiyor.
Büyük beyinli ekonomistler öngörülerini her gün çeşitli medya araçlarında açıklıyorlar.
Kimin eğri kimin doğru olduğu tartışılıyor. “Ben söylemiştim” diyenler çoğunlukta olsa da “bir bilen” var ki onun söyledikleri doğru kabul ediliyor. Ama 200 gr. sandviç ekmeği 10 TL olmuş, kimsenin umurunda değil…
İster kahkahalarla gülün, isterseniz ağlayın gülünecek halinize ama biraz da eğlenelim tadında bir dosya konusu hazırladık.
Ekonomiyi düzeltmekten sorumlu olanların aklına hiç tasarruf konusu gelmiyor ama gelin biz kendimiz için bir tasarruf planı yapalım… Hatta içine devrim niteliğinde protesto hareketi katalım. Belki güzel ülkemizin ekonomisine küçük ama anlamlı bir katkı sunmuş oluruz.
Tüketici patron olursa
Bir malın fiyatını tüketici belirleyebilir mi?
Fiyat belirlerken ne yapılıyor. Ürünün maliyetine belirli bir kar konuyor. Ürünü satın almak isteyenler fazlaysa fiyat artıyor, düşükse azalıyor ya da fiyat belirlerken aynı ürünün diğer markaları ile karşılaştırarak fiyat belirleniyor. Peki, tüketicinin bu ürüne vermek istediği, verebileceği fiyat hiç düşünülüyor mu, o ürüne ihtiyacı olup olmadığı hiç soruluyor mu acaba?
Bunların çoğu genel iktisat teorilerine aykırı belki ama bir malın üretilip, üretilmeyeceğine veya ne kadar üretileceğine, fiyatının ne olabileceğine toplum karar verebilir. Tüketici dernekleri önemli… Bu derneklere üye olmak önemli… Ortaklaşa karar almak, kararlara uymak önemli… Yapay zekanın tartışıldığı ve iletişim olanaklarının gün be gün geliştiği günümüzde dernek ile üye arasında haberleşme çok kolay. Herkesin cebinde bir telefon var.
Bizim ülke için hikaye diyenler olabilir. Evet, hikaye anlatıyoruz. Mesela turfandacan erik kilosu 500 TL gibi haberler çıktığında. 14 milyon emekli ve 6 milyon işçi toplam 20 milyon üyesi olan Dernek üyelerine marketten 1 adet erik almaları için çağrı yapsa acaba ne olur? Ya da “3 ay boyunca fiyatı aşırı yükselen şu ürünü almıyoruz” dense, tüketiciyi dikkate alan olur mu?
Yaşadığımız düzende hangi üründe ne zaman kampanyalar yapılacağına firmalar, markalar karar veriyor. İndirim kampanyalarını tüketici dernekleri yapamaz mı? Tabii ki yapar. Gider firmalarla anlaşır. “Benim 20 milyon üyem için şu ürünü hangi fiyata indirebilirsiniz.” sorusunun tatmin edici bir cevabını alırsa, çağrıyı patlatır: “Şu marka ürün, şu tarihler arasında indirimli olarak satılacak”. Alan memnun, satan memnun olmaz mı?
Anlaşmalar ihtiyaç bazında da yapılabilir. Dernek, üyeleri arasında bir araştırma yapar. İhtiyaç olan ürünlerin özellikleri saptanır, ortaklaşılır ve üretici firmalara bildirilir. Sonrasında belirli firmalarla fiyat uygunluğu sağlandığında üretim yapılır. Hem firma kazanır, hem tüketici ihtiyacını doğru kalitede, doğru fiyatta alır.
Hani haberler okuyoruz, şu bakanlık özürlü mal üreten firmaları açıklıyor ya, kimin haberi oluyor. Tüketici derneklerinin piyasada ürün kalitesini denetleyen bir rolü de olur. Bir telefon mesajı ile 20 milyon üye özürlü markayı öğrenir.
Markaları bir korku salar mı acaba? Hani fiyat artırmayan ama paketin içindeki ürün gramajını düşürenleri…
Ya da personelini yasal çalışma saatlerini aşan ve kötü şartlarda çalıştıran marketleri boykota kalkarsa bu dernekler neler olur acaba? Daha da ilerisi var…
Tüketici derneklerinin üye sayısı 50 milyon olursa ne olur?
Onu da patronlar düşünsün…

