Ekonomi & İş DünyasıKöşe Yazıları

Akıl alır gibi değil

AKIL ALIR GİBİ DEĞİL

İşsizlik ve geçim sıkıntısı, geçmişten bu güne, her dönemde bir problem olarak gündemdeydi ama bugün geldiğimiz noktada toplumsal olarak büyük bir limit aşımı yaşıyoruz. Bunun elbette siz de farkındasınız diye düşünüyorum. Özellikle de geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimiz, bu limit aşımının etkilerini öylesine güçlü yaşıyor ki;

Konrad-Adenauer-Stiftung (KAS) Derneği, Mayıs-Eylül 2021 tarihleri arasında 28 ilde ve 3 bin 243 kişiyle yüz yüze gerçekleştirdiği “Türkiye Gençlik Araştırması 2021” başlıklı araştırmanın sonuçlarına göre gençlerin yaklaşık yüzde 72.9’u fırsat verilse veya imkânı olsa Türkiye dışındaki bir ülkede yaşamak istiyor. Nedeni sorulduğunda ise “Oradaki yaşam koşullarının Türkiye’deki yaşam koşullarından daha iyi olması” gerekçesi yer alıyor. Bunun anlamı ; gidilecek ülkede insan haklarının daha gelişmiş olması, daha fazla özgürlük olması ,Türkiye’de iş ve geçim sıkıntısı sorunu ve orada daha kolay iş bulunabileceklerini düşünmeleri.

Çok üzücü ama benim de koçluk veya mentorluk yaptığım, gençlerin neredeyse tamamına yakınında aynı motivasyon var. O nedenle de deneyimlerimden yola çıkarak, bu araştırmanın doğruluğunun yüksek olduğunu söyleyebilirim. Gençlere göre ülkenin bugün ve gelecekteki en temel sorunları arasında ekonomik çöküntü, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı başta geliyor. Bu motivasyon, ne yazık ki, gençlerimizin birey olarak kendilerine ve ülkemize sağlayabilecekleri katkıyı azaltan, hatta neredeyse yok eden bir durumda… Ayrıca herkes yurt dışında bir iş fırsatı yakalayamayacağına göre, burada kalanlar; zihinlerinde bu düşünceyle mutsuz ve umutsuz olmaya adaylar.

TÜİK verilerine göre Türkiye’de gençlerin yaklaşık dörtte biri de, çalışma ve eğitim hayatının dışında kalıyor. Bu durum gençlerin ve toplumun geleceği açısından çok düşündürücü. Bireysel problemlerin yanı sıra değerlendirilmeyen insan kaynağından ötürü ulusal düzeyde ekonomik ve sosyal maliyetler de yükseliyor. Öte yandan bu nedenle gençler, sosyal dışlanmaya maruz bırakılıyor, cesaretleri kırılıyor. Buna paralel olarak, sosyal katılımları düşüyor ve yanı sıra kariyer gelişimlerinde uzun vadeli olumsuz etkiler görülüyor. Son olarak, tüm bu etmenler birleştiğinde, en önemlisi de gençlerin bedensel ve zihinsel sağlıkları bozuluyor.

Aynı konuya başka açılardan ışık tutan bir başka araştırmada da; çeşitli röportajlar yapılmış (Türkiye’de-NEET-Gençlerin-İhtiyaçlar-Problemleri-Beklentileri_Nisan-2021) 28 yaşında ailesiyle yaşayan genç kadın diyor ki;

“Yani İngilizcem var, eğitimim var, şu an yüksek lisans yapıyorum, hiçbir şekilde yetersiz olduğumu düşünmüyorum. Çok böyle büyük bir maaş beklentim bile yok. Sadece yani kendi işimi, kendi evimi kurmak gibi çok basit kaygılarım var artık. Zaten koca koca hayaller kuramıyorum. Bu hayaller içinde boğulmak da istemiyorum. Çünkü onları yapamayacağımı biliyorum ama bu en basit hayallerimi bile gerçekleştiremiyorum. Kaldı ki gayet güzel bir üniversiteden mezun olmama, dil bilmeme ve hani yurtdışı görmeme rağmen iş bulmam çok zor Türkiye’de.”

29 yaşındaki evli ve iş arayan genç kadın ise;

“Mesleğim öğretmenlik, bu mesleğin eğitimini aldığım için bu alanda kendimi ilerletmek istiyorum. Ama ülkemizde ne yazık ki çok zor şartlar altında öğretmen olunuyor, bunun bir süreci var ve o sürecin hepsinden başarılı bir şekilde geçmemiz gerekiyor. İş arama sürecimde eğer öğretmenlikte belli bir kadro alamamışsak devletten, özellere başvuruyoruz. Özellerin bizden beklentileri ise deneyim. Herhangi bir özel kurumda deneyiminiz yoksa özel okullar da bizi almıyor, özel sektörde iş bulamıyoruz.”

23 yaşında ailesiyle yaşayan ve yine iş aramak istemeyen genç kadın diyor ki;

“Telefona çok fazla vakit ayırıyorum, bunu sevmiyorum aslında, sürekli telefona bakıyormuşum gibi geliyor bazen, televizyon. İyice ev hanımlarına döndüm diyebilirim hatta. Böyle geçiyor günüm, en çok telefonla ve televizyona bakarak geçiyor, yemek yemek dışında. Sürekli yemek yiyorum, gerçekten sürekli böyle geçiyor günüm… Gündüz kuşağını takip ediyorum. Saçma sapan geliyor aslında artık ama yine de takip ediyorum. Annem izlediği için ister istemez bakıyorum zaten, ben de alıştım artık diyebilirim, işte yemek programları, temizlik programları, böyle şeyler izliyorum.”

23 yaşında ve iş aramak istemeyen genç erkek ise ;

“Açıkçası akademik kariyerden sonra, iş bulmayı kolaylaştıran iki şey var. Birincisi networking, nasıl çevre yaptığınız. Bu da zaten öğrencilikte oturan bir şey Çevre yaptıysanız iyi iş buluyorsunuz, iyi ilişkiler kuruyorsanız, iyi yerlere geliyorsunuz. Bunu yapabilmek için başka bir özellik de, yırtık olmak, sosyal becerilerinizin bir tık insanlardan yukarıda olması, sosyal güveninizin biraz daha ileride olması, bence bu süreci çok hızlandıran bir şey.”

TÜİK 31.12.2021 verilerine göre Türkiye’de 15-29 yaş aralığında yaklaşık 19,4 milyon genç bulunuyor. Gençler Türkiye nüfusunun yaklaşık yüze 23’ünü oluşturuyor. Bu oran, OECD ortalamasının %18,4, üzerinde. Avrupa ülkeleri arasında Türkiye’nin genç nüfus oranını geçen bir ülke ise bulunmuyor. Bu açıdan bakıldığında, Türkiye’nin gençlere yönelik politika çerçevesi ihtiyacının ne kadar önemli olduğu görünüyor. Belki bu çerçevede ulusal ve yerel olumlu çalışmalar da var elbette ama o kadar geniş kapsamlı ve acil çözüm arayan bir problem ki, herkes vizyonunu ortaya koyup elinden geleni bir an önce yapmak zorunda.

Neyse ki size söz edebileceğim güzel bir haber de var; İzmir Büyük Şehir Belediyesi , gençlerle ilgili şehrimize yakışır bir vizyon ve hedef ile yola çıkmış durumda; bu bağlamda 2025 yılında İzmir’e “Avrupa Gençlik Başkenti” unvanını getirmeyi hedefliyor. Avrupa Gençlik Forumu tarafından 2009’dan beri Avrupa şehirlerine bir yıllığına verilen bu unvan sayesinde, seçilen şehir ; bu sürede gençlerle ilgili kültürel, sosyal, siyasi, ekonomik yaşam ve kalkınma programını ortaya koyma fırsatı elde ediyor.

Başkan Tunç Soyer, bu konuda yapılan çalışmalar ile ilgili ;” Gençleri sosyal hayata ve tüm karar alma süreçlerine dâhil etmek, genç istihdamını sağlamak ve gençlerin sanata erişimini arttırmak için var gücüyle çalıştıklarını belirtiyor.”

Baktığınızda bu yolda ilerlerken ;üç yıl içinde, gençleri karar alma mekanizmalarına dâhil eden ve onları her alanda destekleyen önemli çalışmalar yapılmış, ilgili daire başkanlıkları ve kentteki gençlik örgütleriyle “Gençlik Eylem Planı” hazırlanmış. Büyükşehir bünyesinde Sosyal Projeler Dairesi Başkanlığa bağlı Gençlik Çalışmaları ve Sosyal Projeler Müdürlüğü isim değiştirerek yeniden şekillendirilmiş. Bunun yanı sıra aktif bir Kent Konseyi Gençlik Meclisi oluşturulmuş ve ayrıca şu sıralar gençlerin daha aktif katılımını hedefleyen Gençlik Belediyesi de kurulma aşamasında… Böyle olunca da, ilk sevindirici haber gelmiş ve İzmir, “2025 Avrupa Gençlik Başkenti” için kısa listeye girmiş ve Kasım ayında da ödülü kazanma şansı ortaya çıkmış. Bu ödül ile belki de önemli bir hedefe ulaşılmış olacak ama bana kalırsa en büyük ödül gençlerin kalbinde yer alıyor.

Bu anlamda da gençlerden oldukça güzel geri bildirimler alıyorum. Öğrencilerin yemek probleminden, kalacak yerlerine, maddi burslara varıncaya kadar… Ayrıca tercih danışmanlığı, psikolojik danışmanlık, kurs, atölye, kişisel gelişim seminerleri, konserler, geziler, gönüllülük projeleri, sanat toplulukları hepsi gençlere umut veren ,onlara bugünlerini dolu dolu yaşatan ve geleceğe taşıyan çalışmalar. Pandemi döneminde ortaya çıkan Ele ele Orkestrası’nın Adnan Saygun Orkestrasına kalıcı olarak evrilmesi, Şehir Tiyatrosu’nun kurulması gibi gelişmeler de benim yakından takip ettiğim ve takdir ettiğim konular arasında.

Gençlerle ilgili bu kadar problem varken, onların tıkalı politik yollar yüzünden ülke yönetiminde yer alamayışları, yıllardır benim en çok üzüldüğüm konudur. Bu nedenle “Gençlik Belediyesi” fikrini çok sevdim. Umarım işlevsel olarak da devam eder ve ülke çapında bir boyut kazanır. En güzel çözümleri onların ortaya koyacağına ve başaracaklarına da gönülden inanıyorum. Çünkü nüfusumuzun 1/4’ini Z kuşağından gençler oluşturuyor ama onların geleceği hakkında politikalara karar verenler, tam üç kuşak öncesinden geliyor… Akıl alır gibi değil.

Sevgiyle Kalın.