Bakırçay’da Kırmızı Elmaslar
Bakırçay Ovası’nın kırmızı elmasları
Birkaç gündür bir yandan Afad bir yandan da meteoroloji, ha bire “Aman ha dikkat edin” diyerek, ağustos ayının son haftasında Kuzey Ege’nin kuvvetli yağışlı geçeceğini bildiriyor. Geçen yıl, rüzgârın ve yağmurun Dikili’de verdiği zararı gören eşim “Gel vazgeç bugün oraya gitmekten” dedi. Ben de ona “Bu yağışlar birkaç gün daha sürüp de oradaki durumu kaçırırsam üzülürüm” dedim. Kararımı vermiştim bir kere, her ne surette olursa olsun ağustos ayının son haftasında Bakırçay Ovası’na gidip domatesin yolculuğunu izleyecektim. Bu benim aylar öncesinden hayalimdi ve bunu mutlaka gerçekleştirmeliydim; çünkü haftaya kesimler bitebilirdi. Sabah kahvaltısından sonra balkonumdan Bergama ve Kozak Yaylasının üzerinden geçen bulutların hareketlerini izlemeye başladım. Hava beklenenin aksine değişkenlik gösteriyordu. Bulutlar hafif hafif dağıldı ve Manisa’ya doğru yol aldılar. İçim içime sığmıyor. Tamam, her durumda yağmur yağsa da hava bana bugünkü eylemim için izin verecek gibi. Eşime dedim ki; “Kararımı verdim öğleye doğru ben bugünkü programımı gerçekleştireceğim.”
Hedefim, güneş altında kurutulmuş domatesin Bakırçay Ovası’ndaki işleniş serüveniydi. Bu işin merkezi ise Bölcek Köyü civarıydı. Bu haber için git gel 150 kilometre yapmak değer mi derseniz? Yazım dünyasının içinde zevkine yazılar yazıyorsanız değer diyorum. Tüm yazılarım bu duygularla yazıldı. Sagalassos, Knidos, Aigai, Darkale, Truva müzesi ve Antakya gibi..

