Denizlerimiz Tehlikede
AŞIRI AVLANMA DENİZLERİMİZİ BİTİRİYOR
Hak temelli balıkçılık geri dönmeli!
Yeni balık av sezonu Akdeniz’de 15 Eylül, diğer tüm denizlerde ise 1 Eylül’de başlaması ile bilindik görüntülerle karşı karşıyayız. Marmara Denizi’nin güneyi ve Kuzey Ege’de avlanma yasağının sona ermesiyle 31 Ağustos gece yarısından itibaren düpedüz bir katliam başladı. Tezgahlarda palamut bolluğu var ama küçücük çinekoplar da yerlerini aldı bile… Medyadaki “balık fiyatlarının düşmesi” haberlerine de pek itibar etmemek gerek. Çok kısa bir süre devam edecek bir iş bu. Hem bizim ülkemizde hem de dünyada bu kafayla gidilirse deniz bitecek. Hatta şöyle de diyebilirim: Dünya denizlerinden önce bizim denizler tükenecek.
Şimdi gelelim “Aşırı Avlanma İstatistikleri” çerçevesinde bilmeniz gereken gerçeklere..
Sürekli artan balık talebini karşılamak için küresel deniz ürünleri üretimi son 50 yılda dört katına çıktı. Hayatımızın en büyük çevre sorunlarından biri olarak bu konunun gözden kaçmasına izin vermemeliyiz.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) balık yakalama istatistiklerine göre, 2007 ve 2016 yılları arasında her yıl 970 ila 2,700 milyar balık denizlerden, göllerden ve nehirlerden yani doğal hayattan yakalandı. Balık çiftliklerinden ise her yıl 250 milyar tane balık avlandı. Sadece 2017’de 600 milyar kabuklu hayvan yakalandı.
Dünya her yıl yaklaşık 200 milyon ton balık ve deniz ürünü üretiyor. Bu, doğal balık avı ve balık yetiştiriciliğinin birleşmesinden geliyor. Aslında, son birkaç on yılda su ürünleri yetiştiriciliğinin hızlı büyümesi, artık balık çiftliklerinden, balık avından daha fazla deniz ürününü çiftliklerde ürettiğimiz anlamına da geliyor.
FAO’ya göre, küresel avcılığın ilk yedi ülkesi toplam avcılığın neredeyse yüzde 50’sini oluşturuyor, Çin toplamın yüzde 15’ini avlıyor, onu sırasıyla yüzde 7 ile Endonezya ve Peru, yüzde 6 ile Hindistan, Rusya Federasyonu’nun yanı sıra yüzde 5 ile ABD ve son olarak yüzde 3 ile Vietnam. İlk 20 ülke, toplam avcılığın yaklaşık yüzde 74’ünü oluşturuyor.
Küresel gıda balık tüketimi, 1961’den 2017’ye kadar yıllık ortalama yüzde 3,1 oranında arttı; bu, et, süt ve süt gibi diğer tüm hayvansal proteinli gıdalardan daha yüksek bir oran. Bu da, dünya çapında balık stokları üzerindeki baskıyı büyük ölçüde artırdı.
Kişi başına gıda balık tüketimi, 1961’de 9,0 kilogramdan 2018’de 20,5 kilograma, yılda yaklaşık yüzde 1,5 arttı. Bu, ortalama bir insanın balık tüketiminin sadece yarım yüzyılda iki katından fazla arttığını kanıtı.
Küresel balık üretiminin 2018’de yaklaşık 179 milyon tona ulaştığı ve bunun 82 milyon tonu su ürünleri yetiştiriciliğinden geldiği tahmin ediliyor.
Toplamın 156 milyon tonu insan tüketimi için kullanıldı, bu da kişi başına tahmini yıllık 20.5 kilogram arza eşdeğer. Kalan 22 milyon ton, gıda dışı kullanımlar için, özellikle balık unu ve balık yağı üretimi için ayrıldı. Büyük bölümü de balık çiftlikleri için yem oldu.
Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN), Atlantik mavi yüzgeçli orkinosları, esas olarak hasat kontrolünde zorlu çabalar nedeniyle, Tehdit Altındaki Türlerin Kırmızı Listesinde “tehlikede” olarak sınıflandırdı. Ama bir çok TV kanalında hala mavi yüzgeçli orkinosların nasıl avlandığını izlemeye devam ediyoruz.

