HaberlerTarih & Kent Belleği

İktisat Kongresi

İzmir İktisat Kongremiz 100 yaşında

Gazi Mustafa Kemal Paşa, 19 Ocak 1923 tarihinde halka şöyle sesleniyordu: “Memlekete bakınız! Baştan sona kadar harap olmuştur. Memleketin kuzeyden güneye kadar her noktasını gözlerinizle görünüz. Her taraf viranedir, baykuş yuvasıdır. Memlekette yol yok, memlekette hiçbir uygar kurum yoktur. Memleket ciddi düzeyde viranedir; memleket kalplere acı ve keder veren, gözlerden kanlı yaş akıtan feci bir görüntü arz ediyor. Milletin refah ve mutluluğundan söz etmek mümkün değil. Halk çok fakirdir, sefil ve çıplaktır.”

Bu konuşma 17 Şubat 1923 tarihinde Atatürk’ün açış konuşmasıyla başlayan İzmir İktisat Kongresinin habercisidir. Kongre, 4 Mart 1923 tarihinde; “İktisat Misakının” kabul edilmesiyle sona ermiştir. 1135 temsilcinin katıldığı kongrede her ilçeden mesleki temsil veya sınıf ilkesine göre 8 delegenin katılması kararlaştırılmıştır. Ayrıca İktisat Bakanlığı kongrenin çalışmalarını düzenlemek ve programlarını yapmak için 6 milletvekili ve 1 yüksek memurdan (PTT Genel Müdürü) ile 1 tüccardan oluşan ve adına “Heyet-i Faale” denilen bir heyet kurmuştur. Bu heyet; krediler, üretimin artırılması, gümrük sorunları, vergiler, ulaşım gibi konuları kapsayan bir rapor hazırlamış ve bilhassa köylünün üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesini raporda vurgulamıştır.

Kongrede; solda işçi kesimi temsilcileri, sağında sanayi kesimi temsilcileri, onun sağında tüccar kesimi temsilcileri ve en sağda da çiftçi kesimi temsilcileri yer almışlar ve grupları adına konuşmalar yapmışlardır.

Kurtuluş Savaşına -bazı tarihçilere göre- karşı çıkmış ve pek yardımda bulunmamış İstanbul Türk tüccar burjuvazisi, Türk Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasından sonra yeni kurulacak düzenin ticaretini Rum, Ermeni, Yahudi ve ecnebi kalıntıların elinden almak için 1922 yılı sonlarına doğru Milli Türk Ticaret Birliği’ni kurmuştu. Kurucularından Ahmet Hamdi Başar; devletin başlangıç döneminde ticarete ve ekonomiye müdahale ederek Türklerin dışında kalanların tasfiyesini ve dizginlerin kendilerine verilmesini amaçlıyordu. Bunun için 1923 yılı başlarında yeni devletin yöneticileriyle görüşmek için bir Ticaret-i Hariciye Kongresi düzenlenmesini kararlaştırdılar. Ancak dönemin İktisat Vekili bu kongrenin ertelenerek Milli Türk Ticaret Birliği’nin çok daha geniş kapsamlı olan İzmir İktisat Kongresine katılmasını istedi.

Kongreye çok geniş kapsamlı olarak ülkenin bütün kesimlerinin katılması Atatürk’ün düşüncesiydi ve kongrede yaptığı konuşmada: “Sizler doğrudan doğruya ulusumuzu temsil eden halk sınıflarının içinden ve onlar tarafından seçilerek geliyorsunuz. Bu nedenle ülkemizin durumunu, ihtiyacını, ulusumuzun elemlerini ve emellerini yakından ve herkesten daha iyi biliyorsunuz. Sizin söyleyeceğiniz sözler, alınması gerektiğini beyan edeceğiniz önlemler, halkın diliyle söylenmiş sayılır ve Halkın sesi Hakkın sesidir” demiştir.

Büyük Atatürk Türk Milletinin kararlarıyla nasıl düşmana karşı Kurtuluş Savaşını vermiş ve ulusal egemenliğe dayalı rejimini kurmuşsa yine halkın kongredeki temsilcileri ile ekonomik özgürlüğünü tesis edecek kararların alınmasını sağlayacağını düşünmekteydi. Bu nedenle kongredeki konuşmasında “Gerçek kurtuluş demek olan iktisadi gelişme ve kalkınmanın ilkelerini saptayacak bir kongredir, tarihe böyle geçecektir” demiştir.

Atatürk kongredeki konuşmasının bir yerinde; “Bir devlet ki tebaasına koyduğu vergiyi ecnebilere koyamaz; bir devlet ki gümrükleri için resim muamelesi ve saire tanzimi hakkından men edilir, bir devlet ki ecnebiler üzerinde hakk-ı kazasını tatbikten mahrumdur, o devlete müstakil denemez… Osmanlı ülkesi ecnebilerin müstemlekesinden başka bir şey değildi.”