Reji’nin Küçük Elli Kızları
Reji geliyor… Reji geliyor…
O günlerde, İzmir’deki yoksul Türk ve Yahudi mahallelerinde hem ailelerin, hem de çocuk yaştaki kızların duyunca en sevindikleri sözlermiş bunlar: “Reji geliyor…” Reji, yani Fransız Tütün İşletmesi’nin kısa adı… Rejinin adamları geldiğinde, yoksul ailelerin kızları, mahallede sıraya girerlermiş, büyük bir heyecanla…
Uzatırlarmış o minicik ellerini rejinin adamlarına… Onlar, ince parmaklıları, ellerini beğendiklerini işe alırlarmış çünkü! O günün şartlarında bir iş sahibi olabilmek, o küçücük yürekler için ne kadar önemlidir, insan tahmin edebiliyor. 1900’lü yılların başında, İzmir’de, küçük bir kız çocuğunun para kazanıp ailesine katkı sağlaması büyük iş… Ama bir o kadar da zor…
İzmir’deki ve diğer illerdeki sigara fabrikaları üretimlerine 1920 yılına kadar devam ederler… Kurtuluş Savaşı’nın hemen başlarında, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Fransız şirketi ile olan antlaşmayı 13 Haziran 1921’de İzmir’de toplanan ilk İktisat Kongresi’nde fesheder. 22 Nisan 1933 tarihinde de, Türkiye Cumhuriyeti ile Osmanlı Düyunu Umumiye İdaresi arasında imzalanan antlaşma ile Osmanlı dönemi borçlarının tasfiyesine başlanır. 25 Mayıs 1954 tarihinde, Osmanlı döneminden kalan “Düyunu Umumiye” çerçevesi içindeki borcun tamamı ödenir. Bütün bu zaman sürecinde de İzmir Sigara Fabrikası’nda binlerce işçi çalışır.
Ülkenin en eski sigara fabrikalarından biri olan İzmir Sigara Fabrikası ise, 29 Nisan 2002 tarihinde, sekiz filtreli, yirmi dokuz filtresiz makinesi ve yaklaşık bin üç yüz işçisiyle tam kapasite çalışırken kapatılır. Bir süre sonra, bakımsızlıktan ve ilgisizlikten makine parkı hurdaya gönderilir. Bugün ise, güzelim fabrika binasının ve arazisinin akıbeti hâlâ meçhuldür…
Şimdi gelelim, fotoğraftaki şu sevimli
kız çocuklarına…
Çocukluklarını yaşayamadan kendilerini hayat mücadelesinin içinde bulan bu kızlar fabrikada büyümüşler, kazandıkları paralarla önce ailelerini geçindirmişler, sonra çeyiz düzüp kendileri ev kurmuşlar, çocuk yetiştirmişler… Hikâye buraya kadar bilindik, ancak hazin olan şu, küçücük bedenleri tütün fabrikasında büyüyen bu kızların hemen hepsi de akciğer rahatsızlıklarından, kanserden vefat etmişler, genç sayılacak yaşlarda…
Alpay’ın ünlü şarkısı “Fabrika Kızı” geldi aklınıza değil mi? “Fabrikada tütün sarar, sanki kendi içer gibi / Sararken de hayal kurar, bütün insanlar gibi” Tütün zahmetli iş; ekerken, kırarken, dizerken, sararken… Tütün işi ile uğraşanların ölümlerinde akciğer rahatsızlıkları hep ilk sıralarda.
Peki, bu kızlar neden çocuk yaşta oradaydılar? Neden Reji elleri küçük, parmakları ince olan çocukları işe alırdı? Soruların yanıtı kolay aslında…Öyle ya, eller küçük ve zarif, parmaklar ince olmalı ki, sigaralar da ince ve muntazam sarılabilsin… Çünkü sigara sarma makineleri henüz icat edilmemişti o yıllarda. İncecik sigaraların üretilmesi için, elleri küçücük, parmakları incecik çocuklara gereksinim vardı… Bir daha bakın şimdi fotoğraftaki o çocukların yüzlerine…
Çoğunun 7-8 yaşlarında olduğunu daha rahat göreceksiniz… Cumhuriyetin değerleri bir bir, haraç mezat satılırken, her şeyi bir kere daha düşünmemiz gerekir diye, boşuna söylemiyoruz. Biliyoruz ki, bütün bu değerleri hiç de kolay kazanmadık.

