Slow Food
SLOW FOOD- ÇEVRİMİÇİ TERRA MADRE’YE DOĞRU
Yiyeceklerin siyasi sınırları yoktur: kökleri vardır
Bugün yediğimiz yiyecekler, korumacılığın değil, dünyanın dört bir yanındaki insanlar arasındaki binlerce yıllık değişimin sonucudur
Temmuz 2020’deki yazımızı “Terra Madre İlkelerini gelecek ay da yazmaya devam edeceğim” diye tamamlamıştım… Aradan bir ay kadar süre geçti. Bu yazıyı kaleme almak için 23 Temmuz’u bekledim. Çünkü; Mart ayından beri dünya Covid-19 salgını ve ardından gelen ekonomik krize odaklanmış durumda. Açlık kapımızda… Ama yine de karşılaştığımız gerçek varoluşsal tehdit, devam eden iklim ve çevre krizidir, bu da diğer ikisini büyük ölçüde büyütür.
Pandemi boyunca yazdığım tüm köşe yazılarında “insan yaşamının her yönünü etkilediği için en büyük krize birlikte tepki vermeli ve yüzleşmeliyiz” dedim. Bunu da kişisel sağlığımız, toplumumuz, ekonomimiz ve tüm gezegenin ekolojisi için istedim. Soru çok:
Herkes için iyi, temiz ve adil yiyecekleri garanti ederek gezegeni beslemek nasıl mümkün olabilir? Doğal sermayemizi aşındırarak sosyal ve çevresel felaketler yaratan bir kalkınma modelini tersine çevirmek için ne yapabiliriz?
Salgın sadece bir sağlık krizi değildir, aynı zamanda bir gıda krizidir de. Dünyadaki gıda sistemi, küresel sağlık acil durumundan derinden etkilenmiştir. Gıda arzı ve gıda talebi üzerindeki etkilerin gıda güvenliğinin dört temel direği üzerinde ciddi sonuçları vardır: bulunabilirlik, erişim, kullanım ve istikrar.
Yaşadığımız durum pek çok açıdan benzeri görülmemişken, diğerleri için uzun zamandır bildiklerimizi vurguladı. Covid-19 bizi yeniden daha geniş çevre krizinin, gezegeni günden güne daha kırılgan hale getiren ve kendi zayıflıklarımızı ortaya koyan halimizle yüzleştirdi. Sadece krize doğru yaklaşımı uygulayarak, hemen ve doğru araçlarla hareket etmek rotayı değiştirebilecek ve yeni bir gelişme modeline geçebilecek ve insanlık ile doğanın geri kalanı arasındaki ilişkiyi geliştirebilecektir. Bunu bize çoook iyi bir şekilde öğretti.

