Bellek Mekanı Müzeler
Bellek mekânı olarak müzeler
Çağımızda müzeler bellek mekânı olarak yaşamımızda yükselen değerler arasında yerlerini alıyorlar. Uzun yıllar tarihi belge olarak işlev kazanmış müzeler, yeniçağın algılarını yansıtan mekânlar olarak yerlerini almaya başlamalarıyla müzecilik de yeni bir anlam kazanmış oldu.
Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi bu konuda iyi bir örnek. Çıkış noktasını Orhan Pamuk’un Masumiyet romanından alan Masumiyet Müzesi bir kurgu mekân… Romanı okuyanlar müzeye geldiklerinde kahramanların kıyafetlerinden kullandıkları bardağa, sigara izmariti, irili ufaklı objeler, sinema biletleri, afişler, reklam filmleri, gazoz şişeleri, piknik sepetleri, kurşun kalem gibi oldukça geniş bir yelpazede pek çok eşya hakkında bilgi edinebiliyorlar ve bu haliyle yaşayan bir müze.
Eşyaların her biri bir an ve anıya işaret eder. Böylece ev-müze, bir “nesneler belleği”ne dönüşmüş olur. Romandaki 83 bölüme karşılık gelen 83 vitrin hazırlanır müzede. Bir müzenin yaşamak için ziyaret edilmesi gerektiğini düşünen Orhan Pamuk, romana bir bilet koymak suretiyle okuru müzesine davet eder. Dolayısıyla müze, yitik zamanın peşinde giden Proustvari bir zihin yolculuğunun sahnesine dönüşmüş olur. Orhan Pamuk artık yalnızca romanın yazarı değil aynı zamanda müzenin de küratörlüğünü üstlenmiş olur.
Romandan ilham alınarak açılan müzeyi gezerken romandan bazı alıntıların seslendirilmesi de kulağa hoş geliyor. Gezerken sanki kitabın sayfalarını karıştırıyor gibi oluyorsunuz. Orhan Pamuk’a bu müze-ev fikrini yaşama geçirmeyi ilham aldığı müzelerden bir kaçını sayabiliriz. Proust Müzesi, Gustave Moreau Müzesi, Ava Gardner Müzesi, Edith Piaf Müzesi vb.
Pek çoğumuzun bilmediği kültürel mirasları tanıtan müzeler de İzmir’de yer almaya başladı. İzmir Konak Belediyesi’nin birbirini takip eden zamanlarda açtığı Mizah ve Karikatür Müzesi, Mask Müzesi, Sunay Akın tarafından açılan ve sayısız oyuncakların sergilendiği Oyuncak Müzesi çocukları müzeye alıştırmak için iyi bir seçim. Bu kadar oyuncak nasıl bir araya gelmiş diye merak ediyorsunuz. Sunay Akın bu oyuncakları senelerce antikacılardan satın almış. Ayrıca yaptığı gezilerden de biriktirmiş.
İzmir Arkeoloji Müzesi’nin bahçesinde yer alan Ege Üniversitesi’ne bağlı Etnografya Müzesi tarihin belli dönemlerinden pek çok eseri bünyesinde barındırıyor. Oldukça fazla eser bulunması sebebi ile ziyaretçiler tarafından çokça ilgi görüyor. Müzeyi ayrıntıları ile sindire sindire gezmek isterseniz bir saatinizi alıyor. Müzenin ilk katında 19. yüzyıldan kalma bir misafir odası bulunuyor. Bu katta eski tarzda el işleri ile hamam takımları sergileniyor. İkinci katta yine 19. yüzyıla tarihlenen gelin odası, sünnet odası, kadın süs eşyaları ve mutfak malzemeleri sergileniyor. Ayrıca günümüzde sanayiinin gelişmesi ile birlikte yok olmaya yüz tutmuş çömlekçilik, tenekecilik, nalıncılık, halı dokumacılığı, urgancılık, Keçecilik, nazar boncuk işçiliği, tahta baskıcılığı gibi el sanatları tanıtılıyor. Benim için her biri ayrı bir değer taşıyor. Hele İzmir’in ilk Türk Eczanesi’nin sergilenmesi müzeye ayrı bir değer katıyor.

