Kökler: Kilimcizade Ailesi
Kilim ticareti adlarına yadigâr kaldı
Kilimcizâdeler
Büyük dedelerinin Şadırvanaltı’nda yaptığı kilim ticareti sonraki kuşaklarda sürmediyse de bu ad onlara yadigâr kaldı. Aralarında yöneticiler, öğretmenler, hukukçu ve mühendisler vardı ama en ünlü Kilimciler; edebiyattan ve ordudan çıktı.
Uzun yıllar İzmir’in sahibi olmuş, Konak Meydanı’ndan Karaburun Yarımadası’na, Menemen’den Tire’ye dek geniş arazilerin sahibi olan Kâtipzâde Ailesi’nin bir kolu, Kilimcizâdeler. Üç kuşak Kâtipzâde kadını ile bağlılar bu aileye. Pek çok köklü aileyle bağlantısı olan Kâtipzâdelerin belki de adı çok dillendirilmeyen bir kolunu oluşturuyorlar. Bu yazının hoş yanı da o ya zaten; Kilimcizâdelerin, çoğu İzmirli tarafından bilinmeyen renklerini tarihe dokumak. Ailesinin tarihini çeşitli metinlerinde anlatan yazar Ayşe Kilimci’yi okuyanlar bilir ancak. Okumayanlara da buradan bir hatırlatma olsun isteriz. Zirâ bir ailenin tarihi, sadece o ailenin tarihi değildir. Ülke tarihlerini yapan, kuru bilgilerin içine hayat üfleyen hikâyelerdir onlar. Öyleyse başlayalım…
Kâtipzâde El-hac Mehmet Efendi’nin altıncı kuşaktan torunu Gülfem Hanım’ın evliliği ile çıkıyor karşımıza, Kilimcizâdeler.
Gülfem Hanım, Hacı Mehmet Necip Kilimcizâde ile evleniyor. Ailenin bugün büyüğü Sait Halim Kilimcioğlu’nun anlattığına göre, dedesi Hacı Mehmet Necip Kilimcizâde’nin babası, Yeniçeri Ocağı dağıldıktan sonra İstanbul’dan İzmir’e geliyor. 1843 doğumlu Hacı Mehmet Necip Bey, sekiz yıl süren askerliğini Yemen’de yapıyor. Yemen’e gidip gelirken kilim, bakır getirip satan Necip Bey, Şadırvanaltı’ndaki Fazlıoğlu Hanı’nda kilimcilik yapmaya başlıyor. Kendisini İzmir eşrafına sevdiriyor ve böylece Kilimcizâde olarak adlandırılıyor.

