Doğa, Çevre & TarımHaberlerTarih & Kent Belleği

Kökler Schlosser Ailesi

İzmir’in ilk çiçekçilerinin adı literatüre geçti

Schlosser’ler

İzmir’de çiçek üretimini başlatıp ilk çiçek dükkanını açtılar. Çilek, brüksel lahanası, domates şeftalisi fidelerini ilkin onlar getirip üretti. Aranjman çiçek tanzimi, “Zeki Müren” çiçeği de onlara ait. İzmir’de bir sektörün temellerini atmakla kalmadılar, Schlosser adını dünya çiçek literatürüne de yerleştirdiler.

Yıl, 1880’lerdi. Lâle Devri İstanbul’da çoktan olup bitmişti. Ne var ki Osmanlı İmparatorluğu’nun önceki yüzyılda ihtiyaç duyduğu batılılaşmayı İzmir zaten yaşıyordu. Şehrin “Lâle Devri”, levantenlerin İzmir’e yerleşmesiyle başlamıştı. Yeni Çağ’ın tiyatrosunu, eğlence anlayışını, at yarışını, futbolu, golfü levantenler ile tanımıştı İzmir. Osmanlı’nın en batısında, Avrupa’nın en doğusundaydı. Yani çiçekten önce onun sembolize ettiği Batılılaşmayı yaşamaya başlamıştı. Belki de bu yüzden çiçek, İstanbul’dan daha geç girdi, şehrin yaşamına. Ama yine Levanten bir aile ile… O aile, İzmir’i çiçekçilik sektörü ile tanıştırdı.

İzmir’de bir paşa 1880’de, Almanya’dan bir ziraat mühendisini, Pınarbaşı’ndaki bahçesini düzenlemesi için çağırdı. O mühendis Franz Schlosser (Şloser), Yunan bir kralın soyundan gelen eşi Anna’yı Almanya’da bırakıp İzmir’e çalışmaya geldi. Üç ay kadar burada kalıp bahçenin peyzajını yaptı. Altı ay sonra bahçenin bakımı için yeniden geldi. Bu geliş gidişler sırasında Schlosser, çok sevdi İzmir’i ve Paşa ile çok iyi arkadaş oldu. Paşa, “Sana buradan bir bahçe alalım. Yılda iki-üç ay gelir, kalırsın” deyince Pınarbaşı’nda, şimdi yerinde BMC Fabrikası’nın bulunduğu bahçeyi aldılar. Burası “Alman’ın Bahçesi” oldu. Anna ve Franz Schlosser İzmir’e yerleşti.

Franz Schlosser, Alman’ın Bahçesi’nde çiçekler yetiştirdi, bahçe düzenlemeleri yapmaya devam etti. 1885’te ise Anna Schlosser, Avrupa’dan getirdiği bilgiyi eşinin mesleği ile birleştirerek İzmir’de olmayanı gerçekleştirmek üzere kolları sıvadı: Şehrin ilk çiçekçi dükkanı Şloser Çiçek Salonu’nu Alsancak’ta, St. Joseph Lisesi’nin sokağındaki eski bir Rum evinin alt katında açtı. Üst katta da kendileri yaşıyordu. İzmirliler daha önce gidip kimseden çiçek satın almamıştı. Çiçek, onlar için doğadan topladıkları, kiminin bahçesinde yetiştirdiği bir güzellikti yalnızca. Ancak şehirdeki Levantenlerin dükkanın müdavimi olmasıyla bu kültürü edindiler. Hatta siparişler öyle artmıştı ki Franz Schlosser’in bahçede yetiştirdiği kesme çiçekler talebi karşılamaya yetmiyordu. Ek olarak İstanbul’dan ürün getiriyorlardı.