HaberlerTarih & Kent Belleği

Marianne North

Marianne North’un tanımlaması Mutlu bir hayattan hatıralar: İzmir

Ertesi sabah sevimli İzmir limanında uyandık ve kısa süre içinde kendimizi bir Alman’ın 17 yaşındaki genç karısıyla birlikte işlettiği yeni otelin yolunda bulduk. Yerler temizlendiğinden oldukça temiz ve sağlıklı bir ortama sahip görünüyordu. Çok nazik bir şekilde karşılandık ve Bay Meyer, yüklü develerin nihayetsiz melodisinin işitildiği ve vahşi sürücülerinin Doğu’ya özgü bir görüntü sunduğu eğlenceli pazar boyunca bize rehberlik etti. Hiçbir şey onları durdurmuyor ya da rahatsız etmiyordu. Zira karşılarına çıkan kişinin ya da eşyanın vay haline; büyük çöl gemisi yaklaşmadan önce kapanan kepenklerden ya da çok uzaklardan görünen çocuklardan, eşeklerden, çanak- çömleklerden rap rap, şangır şıngır sesler geliyordu. Arabesk unsurlar oldukça fazlaydı ve zengin görünümlü, kaftan giymiş insanlar dükkânlarda veya caddelerde kendilerini gören herkesi hayretler içinde bırakıyordu. Şehrin yukarısında bulunan tepedeki eski kaleye tırmandık ve kale duvarlarının büyük ölçüde eski Yunan yapılarından alınmış mermerlerden oluştuğunu fark ettik. Hemen yakınında amfi tiyatroda öldürülmüş olan erken Yunan piskoposlarından “aziz ve şehit” Polycarp’ın mezarı vardı. Mezarı, leylaklarla süslü tepelerin gerisindeki yarım bir daire içinde yer alan, sevimli mavi körfeziyle cezbedici bir görüntü oluşturan soylu bir servi ağacının gölgesindeydi. Mezarın etrafıysa, “dervişlerin hangi mezhebe mensup olursa olsun, kutsal biriyle cennete girmenin son derece iyi” olduğunu söyleyen diğer azizlerin mezarlarıyla çevriliydi. İzmir’in etrafındaki tepeler çorak ve ağaçsızdı, ama suya sahip olan vadilerde bitki örtüsü oldukça bereketliydi. Üzümler lezzetliydi, Valensiya portakalına benzeyenler, altın renkli ve güvercin yumurtası kadar büyüktü. Küçük üzümler çekirdeksizdir, sultani olarak kurutulduğu zaman oldukça tatlıdır ve çöpleri bile yenilebilir. İzmir’in incir, nar ve kayısısı da meşhurdur. Eşekler, bizi kireçtaşı tabakasının altından temiz suların çıktığı Buca’nın sevimli bahçelerine götürdü. Her nerede olursa olsun kötü durumdaki yönetimin sürdürdüğü sulama sistemi ise vadiye Paradise (Cennet) adını veren zengin bir bitki örtüsü vücuda getirmişti.