Yanık Ülke Kula
YANIK ÜLKE KULA
Katakekaumene
n Cumhuriyet gazetesi Ankara Okurları, tarihi ve antik kentleri gezmeyi önemseyen bir topluluktur. İzmir Life dergisinde çıkan yazılarımın sıkı takipçilerinden olan bu dostlarıma, bu yerleri tanıtmak benim de hoşuma gidiyor. Bundan dolayı şimdiye kadar hangi antik kentimizi yazdıysam, onlarla oraları zevkle gezdik.
Bir önceki gezi sonrası dönem sözcüsü değerli dostum Nejdet Özer kardeşim, ‘‘Gelecek ay nereye gidelim abi’’ diye sormuştu. Ben de onlara jeoparkıyla, tarihi evleriyle ve o muhteşem Carullah camisiyle ünlü Kula- Salihli Sart- Birgi ve Tire gezisini önerdim. Önerim işleme kondu ve hemen bu gezi için 46 kişilik otobüs doluverdi. İki gün içinde çok yerler gördük.
Gezi de anlatılacak yerler çok olduğu için bu ayki yazımda sadece Yanık Ülke Kula’yı sizlere sunacağım. Ve geçen hafta sonunda Ankaralı dostlarımla Kula’da buluştuk. Onlar, Ankara’dan Kula’ya sabah erken saatlerde düşecekleri için ben, bir gün önceden Kula’ya geçtim. Tarihin yaşandığı kentimizde, maalesef konaklamak için pek otel seçeneğiniz yok. Ben, günler öncesinden belediyenin işlettiği 7 odalı Tarihi Essanlar Konağı Butik Otel’de yerimi ayırttım. 200 yıllık bu Konak, 2 yıl önce turizme kazandırılmış, odalar özenle döşenerek mistik bir ortam hazırlanmış. İyi ki bir gün önceden Kula’ya gelmişim. Hem halkla hem de konak görevlisi Hüseyin Bey ile sohbet etme şansını yakaladım. Nerede olursanız olun, yurdum insanına gönlünüzü açarsanız o da size dönüş yapıyor. İşte gönlü Kula’nın değer bulması için çarpan Hüseyin kardeşimiz, “Mehmet hocam, mademki böyle özel bir grubunuz var yarın Kula Folklor Derneği ile sizleri Beyler Konağımızda karşılayalım, yöre oyunlarını göstersinler ve misafirlerimize de güzel bir sürpriz olur” dedi.
Kuladokya ve
Unesco’lu Jeopark
Hafta boyunca yağan yağmur, cumartesi sabahı kesildi ama güne kalın bir sis tabakasıyla başladık. Önce Ege Bölgesi’nin Peri bacaları olan Kuladokya’yı ziyaret ettik. Tüfle kaplı tepelerin erozyon nedeniyle her yıl değişen formasyonları gördük. Herkes, fotoğraf çekmekten yoruldu diyebilirim. Çoğunluğumuz, yolun en üst tarafından aşağıdaki otoparka kadar yürüdük. Kimimiz Kanyondaki yürüyüş yolunu tercih etti. Kula’da yaptığımız kahvaltı sonrası bu yürüyüş, dostlarıma iyi geldi diyebilirim. Sırada Kula- Salihli Divlit Jeopark’ı var. Ülkemizin tek Unesco’ya kabul olmuş Jeopark alanıdır. 300 kilometrekare alana savrulmuş lavlar, Kula Salihli sınırları içinde olduğu için ismi Kula Salihli Divlit Jeopark’ı diye geçiyor. Aslında yörenin yanardağ patlamaları 200 milyon yıl önce olduğu düşünülüyor. Divlit ise 15 bin yıl önce patlayan buradaki en genç yanardağ olduğu için tanım içinde yer buluyor. 19. yüzyılda Texier, Hamilton ve Washington gibi seyyahların gezdiği ve 2000 yıl önce 17 bölümlük “Geografia” adlı eseri yazan coğrafyanın babası Strabon’un da Kula’ya da yolu düşer. Ve eserinde buraya Yanık Ülke – “Katakekaumene” adını verir. Bugün ise ben, Ankaralı dostlarımla burada olacağım. İnşa aşamasında olan ilk giriş kapısı, anayoldan 2 kilometre uzakta, ancak yürüyüş yollarına ulaşmak için bu kapıdan sonra, 3 kilometre daha gitmek gerekiyor. Biz, yol bozuk olduğu için yavaşça yol alırken sis daha da yoğunlaştı ve görüş mesafemiz azaldı. Bir müddet sonra önümüze koyun sürüsüyle birlikte bir çoban çıktı. Selam verdik, “İkinci park alanına daha ne kadar var” diye sorduk. O ise “Aha şurada’” dedi. Ama yol en az iki kilometreyi buldu.
Yürüyüş parkuruna vardığımızda dağılır diye beklediğimiz sis, yoğunluğundan bir şey kaybetmedi. Daha önce güneşli bir günde ziyaret ettiğim bu yeri, sisli havada gezmek egzotik olacak ama ya dostlarım için nasıl olur diye de düşünüyorum. Sisin izinde 1,5 kilometre hiçbir şey görmeden yürümek sıkıcı. Ama macerayı seven dostlarım “durmak yok devam” dediler. İlk tahta köprüye gelince herkes neşelendi. Sisli havanın kasvetli halini unutup “Böylesi de hoşmuş” demeye ve birbirlerinin fotoğraflarını çekmeye başladılar. Gidiş, geliş toplam 3 kilometrelik yürüyüş sonrasında, Jeopark otoparkında keyifli olduklarını göstermek adına müzik eşliğinde halay da çektiler. Onların bu mutluluğu bana da keyif verdi.

